Bu makalede söz konusu kargaşayı gidermeye katkı olmak üzere, klasik ve modern perspektiflere dayanarak, hem hilafetin anlamı ve ana akım İslami siyasi düşünce içerisindeki konumuna hem de din-siyaset ilişkilerine dair açıklayıcı bir kavramsal çerçeve teklif edilecektir. “Şer’î-dinî-dünyevi” üçlü ayrımına dayanan bu çerçevede, imamet/hilafetin ne “metafizik-ruhani” ne de pür “siyasi-seküler” bir kurum olduğu, fakat “dinî-siyasi” nitelikli bir otorite olduğu tezi temellendirilecektir.
Nurullah ARDIÇBu makalede, Yapay Zekâ’nın (YZ) devlet ve devlet üstü seviyelerde kullanımına ilişkin olarak mevcut örnekler ele alınmakta ve YZ ile Küresel Noopolitik Düzen arasındaki ilişki analiz edilmektedir. İlk olarak Algoritmaların sosyal düzeni üretme gücü, hukuk, eğitim, sağlık ve siyasetteki kullanım örnekleriyle tartışılır. Bu bağlamda, demokratik meşruiyet ve şeffaflık için algoritmaların açık kaynaklı ve denetlenebilir olması gerektiği vurgulanır.
Selami ÇALIŞKANÇağdaş düşüncenin önemli akımlarından “spekülatif realizm”, yirminci yüzyılın en etkin felsefi hareketi olan fenomenolojiyi korelasyonculuk kavramının altında eleştirmektedir. Bu eleştirinin altında yatan anlayış, fenomenolojinin transandantal bir yapıya sahip olduğudur. Fenomenolojinin sadece bu belirli anlayış altında tanımlanamayacağı iddiasıyla yola çıkarak çağdaş fenomenologlardan Claude Romano’nun “betimsel realizm” dediği, fenomenolojin kendi imkânlarıyla vardığı realist bir fenomenoloji bu yazıda tartışılacaktır.
Kadir FİLİZModern toplumlar genel olarak kahramanlık-sonrası toplumlar olarak değerlendirilmektedir. Piyasanın, devletin, kurumların, mekanizmaların, bireyciliğin geliştiği ve yerleştiği modern koşullarda klasik anlamıyla kahramanlara yer olmadığı düşünülmüştür. Ancak modern düzene meydan okuyan ve onu aşmak amacını taşıyan siyasal ve entelektüel hareketler, kahramanlık arayışlarını devam ettirmektedirler. Bu makalede modern dönemde kahramanlığın imkânlarını arayan önemli bir isim edebiyatçı, düşünür, denemeci Ernst Jünger’in “kahraman gerçekçiliğine” odaklanılacaktır. Jünger, “Asker”, “İşçi”, “Anark”, “İsyankâr” gibi figürlerde kahramanlık ruhunu somutlaştırmaya çalışmaktadır.
Hüseyin ETİLBu çalışmada incelenen dört kuruluşa ait birincil literatür ve kuruluş temsilcileriyle yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler dokuman analizi ve derinlemesine mülakat çerçevesinde analize tabi tutulmuş ve Bourdieu sosyolojisinin kavram seti eşliğinde Türk sivil toplum kuruluşlarının insani diplomasi alanının yapısı anlaşılmaya çalışılmıştır. Bulgular, Türk sivil toplum kuruluşlarının insani diplomasi alanındaki eylemlerinin, Pierre Bourdieu’nün pratik teorisinin sunduğu kavramsal çerçevede açıklanabileceğini göstermektedir. Ayrıca aktörlerin eylem biçimleri; sahip oldukları sermaye türleri, bu sermayelerin alandaki konumları ve diğer sosyal alanlarla kurdukları ilişkiler tarafından şekillenmektedir.
Hafize Zehra KAVAKBu makalede ayrıntılı olarak ele alınan Hımsiyye, Urviyye, Hıdriyye, Gazzâliyye, Kûsiyye, Tâciyye, Sefîniyye, İzziyye Hanefiyye, Müneccâiyye, Hanefiyye Maksûresi ve Mâlikî Zâviyesi gibi yapılar, Emeviyye Cami bünyesinde faaliyet gösteren ve çoğunlukla belirli mezheplere nispet edilen ilmî meclislerdir. Diğer yandan ilim ehlinin Dımaşk’taki en önemli temerküz noktası olduğu anlaşılan Emeviyye Camii, şehirdeki diğer ilim kurumlarının dağılımını da büyük ölçüde şekillendirmiş görünmektedir. Dımaşk’taki ilim kurumları büyük ölçüde Emeviyye Camii çevresinde yoğunlaşmış, cami ile kale arasında kalan bölge şehirdeki vakıf temelli ilmî kurumların en yoğun olduğu alan olarak ön plana çıkmıştır. Bu yönüyle Emeviyye Camii, cami-vakıf-ilim ilişkisinin kurumsal ve mekânsal düzlemde en iyi gözlemlenebileceği örneklerden biridir.
Harun YILMAZBu çalışma, Müşkilküşâ-yı Hussâb’ın giriş bölümünü ve birinci faslını, Ayasofya ve Şehid Ali Paşa koleksiyonlarındaki yazmaları inceleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, eserin matematiksel içeriğini, yöntemlerini ve öğretim yaklaşımını ortaya koyarak Osmanlı’da yazılmış bilinen en eski cebir kitabı olarak önemini vurgulamaktadır. Çalışma, eserde sunulan problem çözme tekniklerini inceleyerek Osmanlı muhasebecileri ve kâtipleri için gerekli olan ileri düzey matematik eğitimi hakkında fikir vermeyi hedeflemektedir.
Zehra BİLGİNTürkiye’nin önemli düşünürlerinden Mehmet Ziya Gökalp, henüz on sekiz yaşındayken bir intihar teşebbüsünde bulunmuştur. Bu olay, daha sonraki yıllarda hem siyasal düşünce tarihi literatüründe hem de Gökalp çalışmalarında birbirleriyle çelişen çok sayıda farklı anlatının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu makalede söz konusu anlatılar karşılaştırmalı olarak incelenmekte, aralarındaki farklılıklar sistematik biçimde ortaya konulmaktadır. Ayrıca bu farklılaşmış anlatıların, Türkiye’de çağdaş düşünce tarihinin kurucu bir figürü olarak kabul edilen Gökalp için idealize edilmiş bir biyografi inşa sürecinde nasıl işlevsel kılındığı da dikkat çekici bir biçimde gösterilmektedir.
Faruk DENİZ